sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2026 Çarşamba

EKAV-Tres Specula -Üç Yansıma Sergi-Yılmaz Parlar


HABERLERHABERLERHABERLERHABERLERHABERLER







 Ekav’da Işık, Form Ve Ruhun Büyüleyici Buluşması

Sanatın Zirvesi

İnci Galerinin İnci Sanatçıları; Üç Yansıma, Tek Ruh

Sanat…
İnsanın kendini en derin, en saf ve en zamansız ifade edebildiği alan. Bir toplumun hafızası, ruhu ve geleceğe bıraktığı en güçlü izdir.

Sanatın olduğu yerde estetik vardır, düşünce vardır, zarafet vardır. Ve bazı anlar vardır ki; sanat sadece sergilenmez, adeta yaşanır… İşte o anlardan biri, İstanbul’un kalbinde gerçekleşti.



Ritz-Carlton’da Sanatın En Zarif Gecesi

İstanbul’un en prestijli noktalarından The Ritz-Carlton Hotel bünyesinde yer alan Ekavart Gallery, 7 Nisan – 7 Mayıs 2026 tarihleri arasında sanat dünyasına damga vuracak bir sergiye ev sahipliği yapıyor: “Tres Specula / Üç Yansıma”.

Açılış gecesi ise adeta bir elitler buluşmasıydı. Sanat, iş ve cemiyet hayatının seçkin isimleri; zarafet, stil ve kültürün kusursuz uyum içinde buluştuğu bu özel davette bir araya geldi.

Her detayın incelikle düşünüldüğü gece, yalnızca bir sergi açılışı değil; aynı zamanda yüksek estetiğin sahne aldığı bir sanat şöleni olarak hafızalara kazındı.



EKAV’ın Vizyonu, İnci Aksoy’un Sanata İmzası

Bu büyüleyici atmosferin arkasında ise güçlü bir vizyon var. EKAV Eğitim Kültür ve Araştırma Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren Ekavart Gallery, yalnızca bir sergi alanı değil; sanatın nefes aldığı bir kültür platformu.

Galerinin kurucusu ve sanat vizyonunun mimarı İnci Aksoy ise sanat dünyasında fark yaratan bir isim.
Aksoy’un yaklaşımı, klasik galericilik anlayışının ötesinde:

Sanatı yalnızca sergilemiyor, yaşatan bir deneyime dönüştürüyor

Sanatçı ile izleyici arasında duygusal ve düşünsel bir köprü kuruyor

Genç sanatçıları destekleyerek geleceğe estetik bir miras inşa ediyor

Onun dokunuşuyla Ekavart Gallery, adeta İstanbul’un kültür haritasında ışıltılı bir sanat mabedi haline geliyor.



Üç Sanatçı, Üç Güçlü Yansıma

“Tres Specula / Üç Yansıma” sergisi, farklı disiplinlerde üretim yapan üç önemli sanatçıyı ortak bir düşünsel zeminde buluşturuyor;

Çiçek Benardete , Pembe Tüzüner, Tina Varon

Latince “üç ayna” anlamına gelen sergi, sanatın yansıtma gücünü merkezine alıyor. Her sanatçı, kendi malzemesi ve diliyle gerçekliği yeniden kurarken; izleyiciye yalnızca görsel değil, duygusal ve düşünsel bir derinlik sunuyor.

Zaman, Doğa ve Dönüşümün Sanatsal Yorumu



Çiçek Benardete, izleyiciyi 60’lar ve 70’lerin büyülü sosyal atmosferine götürüyor. Gece hayatı, dans, sosyalleşme… Her tuval, geçmişin yaşayan bir sahnesi gibi.



Pembe Tüzüner, metalin sertliğini doğanın akışkanlığıyla buluşturuyor. Kuşlar, çiçekler ve soyut formlar; özgürlük ve dönüşümün simgesi haline geliyor.



Tina Varon ise kırılganlık ile güç arasındaki ince çizgide yürüyerek; cam, metal ve form üzerinden varoluşun estetik gerilimini gözler önüne seriyor.



Sanatın Üç Boyutlu Deneyimi

Bu sergi, yalnızca izlenen değil; hissedilen, düşünülen ve içselleştirilen bir deneyim sunuyor.
Form, ışık ve yüzey arasındaki ilişki; mekânla bütünleşerek ziyaretçiyi çok katmanlı bir sanat yolculuğuna çıkarıyor.



Bir Sergiden Fazlası

Tres Specula / Üç Yansıma”, İstanbul’un sanat sahnesinde sadece bir sergi değil;
estetik, vizyon ve kültürün kusursuz birleşimi olarak öne çıkıyor.

Ekavart Gallery ve İnci Aksoy’un öncülüğünde hayat bulan bu özel proje, sanatın birleştirici gücünü bir kez daha gözler önüne sererken; izleyicilere unutulmaz bir deneyim vadediyor.

yilmazparlar@yahoo.com

The Mesmerizing Encounter of Light, Form and Soul at Ekav

The Pinnacle of Art

The Pearl Artists of a Pearl Gallery; Three Reflections, One Soul

Art…
The purest, deepest, and most timeless way for humanity to express itself. It is the memory of a society, its soul, and the most powerful mark it leaves for the future.
Where there is art, there is aesthetics, there is thought, there is elegance. And there are moments when art is not merely exhibited—it is truly lived… One of those moments took place in the heart of Istanbul.

The Most Elegant Night of Art at The Ritz-Carlton

Located within one of Istanbul’s most prestigious landmarks, The Ritz-Carlton Hotel, Ekavart Gallery is hosting an exhibition set to leave a lasting mark on the art world between April 7 – May 7, 2026: “Tres Specula / Three Reflections.”

The opening night was nothing short of an elite gathering. Distinguished figures from the worlds of art, business, and high society came together at this exclusive event where elegance, style, and culture met in perfect harmony.

With every detail meticulously curated, the evening was not just an exhibition opening; it became a refined celebration of high aesthetics—an unforgettable artistic spectacle.

EKAV’s Vision, İnci Aksoy’s Signature on Art

Behind this enchanting atmosphere lies a powerful vision. Operating under the umbrella of EKAV Education, Culture and Research Foundation, Ekavart Gallery is not merely an exhibition space—it is a living cultural platform where art breathes.

The gallery’s founder and the architect of its artistic vision, İnci Aksoy, stands out as a remarkable figure in the art world.

Her approach transcends traditional gallery concepts:

She transforms art from something displayed into something experienced

She builds a deep emotional and intellectual bridge between artist and audience

She supports emerging talents, creating an aesthetic legacy for the future

With her touch, Ekavart Gallery becomes a radiant sanctuary of art on Istanbul’s cultural map.

Three Artists, Three Powerful Reflections

The exhibition “Tres Specula / Three Reflections” brings together three distinguished artists from different disciplines on a shared conceptual ground:

Çiçek Benardete, Pembe Tüzüner, Tina Varon

Meaning “three mirrors” in Latin, the exhibition centers on the reflective power of art. Each artist reconstructs reality through their own material and language, offering not only visual richness but also emotional and intellectual depth.

An Artistic Interpretation of Time, Nature and Transformation

Çiçek Benardete invites viewers into the enchanting social atmosphere of the 1960s and 1970s. Nightlife, dance, and social scenes—each canvas feels like a living fragment of the past.

Pembe Tüzüner merges the rigidity of metal with the fluidity of nature. Birds, flowers, and abstract forms emerge as symbols of freedom and transformation.

Tina Varon walks the delicate line between fragility and strength, revealing the aesthetic tension of existence through glass, metal, and form.

A Three-Dimensional Experience of Art

This exhibition offers more than something to observe—it is something to feel, contemplate, and internalize.

The relationship between form, light, and surface integrates with space, guiding visitors through a multi-layered artistic journey.

More Than an Exhibition

Tres Specula / Three Reflections” is not just an exhibition in Istanbul’s art scene;
it stands out as a flawless fusion of aesthetics, vision, and culture.

Brought to life under the leadership of Ekavart Gallery and İnci Aksoy, this exceptional project once again highlights the unifying power of art, promising visitors an unforgettable experience.

yilmazparlar@yahoo.com

15 Şubat 2026 Pazar

Batum’da Halk Sanatlarının Kalbi-Yılmaz Parlar


HABERLERHABERLERHABERLERHABERLERHABERLER







 

Batum'un Kültürel, Devlet Sanat Merkezi, Gelenekleri Canlandırıyor, Yeni Nesilleri Sanatla Buluşturuyor

Ajara Halk Sanat Okulu – Kültürün, Folklorun ve Geleceğin Işığı, Geleceğe Miras Bırakan Bir Merkez

Batum, Karadeniz'in inci tanıtımını sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda zengin kültürel üretimleriyle da hak ediyor.

Gürcistan’ın kültür kenti Batum, sadece Karadeniz’in ışıltısıyla değil, aynı zamanda köklü Kafkas sanat geleneklerini yaşatmasıyla da öne çıkıyor.

Şehrin kültürel dokusunu oluşturan ve geleneksel sanatları yaşatma misyonunu üstlenen önemli adreslerden biri ise Batum Devlet Sanat Merkezi .

Bu zengin mirasın en önemli taşıyıcılarından biri Ajara Halk Sanat Okulu. Bünyesinde folklor, dans, müzik, kültürel etkinlik organizasyonu ve geleneksel el sanatları konusunda eğitimler sunan bu kültür merkezi, bölgenin sanat geleceğini şekillendiren bir akademi niteliği taşıyor.

Bu merkez, sadece bir sanat dünyasının ötesinde, nesilden nesile aktarılan kültürel değerler benimseyen ve yayan bir köprü görevi görüyor

Okulun hem yerel hem uluslararası platformlarda kültürel etkileşimi güçlendirmek için yetiştirdiği öğrenciler, Kafkas halklarının köklü estetik anlayışını geleceğe taşıyor.

Kültür Danışmanı Meri Diasamidze, Batum’un Güler Yüzlü Kültür Elçisi

Batum gezimiz boyunca bize rehberlik eden Kültür Danışmanı Meri Diasamidze, sadece ülke sevgisiyle gönüllü görevini yapan bir isim değil; Gürcü kültürünün yaşayan temsilcisi, folklorun ruhunu taşıyan zarif bir profesyonel rehber gibi öne çıkıyor.

Diasamidze’nin alanındaki uzmanlığı, zarafet dolu iletişim becerileri ve bölgesine duyduğu sevgi, Batum’un kültürel zenginliklerini yerinde keşfetmemizi sağlayan paha biçilemez bir katkıydı.

Onun rehberliği sayesinde Gürcü kültürünün derinliği, dansın ritmi, müziğin kucaklayıcı tınısı ve halk sanatlarının büyüsü çok daha anlamlı bir şekilde deneyimlendi.

Diasamidze, Ajara Halk Sanat Okulu’nun yetiştirdiği değerli kültür emekçil kursiyerlerinden biri olarak da bölgenin kültürel mirasına güçlü bir ışık tutuyor.

Ajara Halk Sanat Okulu, Gelenekten Evrensele Uzanan Sanat Köprüsü

Okulun direktörü Vakhtang Beridze, yıllardır kültür ve eğitim alanında uzman olarak yürüttüğü çalışmalarla kurumu bölgenin sanat üssü haline getirmiş durumda.
Kurumda verilen kısa süreli profesyonel eğitim programları—Kültürel Etkinlik Organizatörlüğüfolklorik enstrümantal birlikte yönetimikütüphanecilik ve çeşitli halk sanatları branşları—öğrencilere hem mesleki hem de kültürel kimlik kazandırıyor.

Uluslararası kültürel organizasyonlarda görev alabilecek nitelikte yetiştirilen kursiyerler arasında:

Meri DiasamidzeTsisnami DavitadzeIrma ZedginidzeMariami KelenjeridzeMaia SurmanidzeAna Surmanidze

Bu yetenekler, Gürcü kültürünü dünyaya tanıtacak geleceğin kültür elçileri olarak dikkat çekiyor.

Gürcü ve Kafkas Danslarının Heybeti

Okulun en etkileyici bölümlerinden biri ise hiç kuşkusuz Kafkas ve Gürcü danslarının işlendiği dans akademisi.
Burada öğrenciler, adeta tarih sahnesinden fırlamış gibi duran kıyafetlerle sahneye çıkarak izleyenlere büyüleyici bir deneyim sunuyor.

Kafkas danslarının sert duruşu, çevik adımları ve gurur dolu anlatımı; Gürcü halk danslarının zarif dönüşleri ve dramatik ritimleri ile birleşince ortaya gerçek bir kültür şöleni çıkıyor.

Bu danslar sadece bir gösteri değil; bir milletin karakteri, geçmişi ve gururudur. Ajara Halk Sanat Okulu bu mirası eğitimle, disiplinle ve ustalıkla geleceğe taşıyor.

Yöresel danslar, ezgiler ve geleneksel anlatımlar, uzman eğitmenler eşliğinde yeni nesillere aktarılıyor. Bu çabalar sayesinde Batum'un köklü folklor geleneğinin unutulmaması ve canlılığın kopması hedefleniyor

Geleneksel El Sanatları, Makromenin, Keçenin ve Kök Boyanın Büyüsü

El sanatları eğitiminde öne çıkan isim Mzia Buigishvili, öğrencilere makrome, keçe, kök boya motifleri, boncuk işçiliği ve eski kültürden türetilmiş pek çok obje tasarımı öğretiyor.

El Sanatlarında Maharetli Dokunuşlar

İplerin düzenlemeleri makrome tekniğiyle zarif duvar süsleri, aksesuarlar ve mobilyalar tasarlanırken; yünlerin renkli dünyasında şekillenen keçe sanatı ile özgün çantalar, giysiler ve dekoratif objeler ortaya çıkıyor.


Bu atölyeler, özelliklerine hem el becerilerini geliştirme imkanı sunuyor hem de yaratıcılıklarını kullanarak ortaya somut ve estetik ürünlerin çıkarma keyfini yaşatıyorBu bölüm, geleneksel sanatların sadece korunmadığı; aynı zamanda yeniden yorumlandığı yaratıcı bir laboratuvar gibi çalışıyor

Batum’un Kültür Hazinesi Yaşıyor ve Büyüyor

Ajara Halk Sanat Okulu, Gürcistan’ın kültür damarlarını canlı tutan, gelecek nesillere aktaran bir sanat mabedi.
Kültür Danışmanı Meri Diasamidze gibi değerli isimlerin katkıları ise bu mirasın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor.

Kültürel Organizasyonlar ve Kurslarla Sürekli Bir Etkileşim

Sanatsal Faaliyetler ve Müzik Eğitimiyle Doyasıya Bir Kültür Hayatı

Merkez, geniş bir yelpazede operasyonel faaliyetleri barındırıyor. Çeşitli sergiler, dinletiler ve gösterilerle sanatseverlere kapılarını aralayan merkezin önemli bir diğer kolu ise müzik dinletisi,

Geleneksel Gürcü müzik enstrümanlarından modern enstrümanlara kadar pek çok alanda verilen müzik dersleri, Batum'un müzikal potansiyelini de besliyor.

Hem bireysel yeteneğin keşfedilmesine hem de toplu müzikal projelere zemin hazırlayan bu eğitimler, şehrin sanat hayatına canlılık katıyor.
Batum Devlet Sanat Merkezi, düzenlenen kültürel organizasyonlar ve çeşitli kurslarla halkla sürekli bir iletişim içinde olmayı başarıyor.
Yıl boyunca gelişen festivaller, seminerler, paneller ve özel gün etkinlikleri, Batum halkını ve konuklarını sanat ve kültürle buluşturuyor.
Bu etkinlikler, farklı disiplinlerden sanatçılar, akademisyenler ve sanat meraklılarını bir araya getirerek bilgi ve deneyim paylaşımına olanak sağlıyor.

Bu ziyaret, sadece bir gezi değil; kültürün yeniden doğduğu, sanatın nefes aldığı bir yolculuktu.

yilmazparlar@yahoo.com

The Heart of Folk Arts in Batumi

Batumi’s Cultural State Art Center Revives Traditions and Connects New Generations with Art
Ajara Folk Art School – A Beacon of Culture, Folklore and the Future; A Center That Preserves Heritage for Generations to Come

Batumi, the pearl of the Black Sea, deserves recognition not only for its natural beauty but also for its rich cultural production.
Georgia’s cultural city Batumi stands out not only with the sparkle of the Black Sea but also with its deep-rooted Caucasian artistic traditions.
One of the most important institutions shaping the city’s cultural identity and dedicated to preserving traditional arts is the Batumi State Art Center.

Among the key pillars carrying this rich heritage is the Ajara Folk Art School.
Offering education in folklore, dance, music, cultural event organization and traditional handicrafts, this cultural center functions as an academy shaping the artistic future of the region.
The center is more than just an art institution—it serves as a bridge that embraces and transmits cultural values passed down from generation to generation.

Students trained here strengthen cultural interaction both locally and internationally, carrying the deep aesthetic understanding of the Caucasian peoples into the future.

Culture Consultant Meri Diasamidze – Batumi’s Warm-hearted Cultural Ambassador

Throughout our visit to Batumi, Culture Consultant Meri Diasamidze guided us with dedication.
She is not only someone who voluntarily serves her country with love, but also a living representative of Georgian culture—an elegant, professional guide who carries the spirit of folklore.

Diasamidze’s expertise, her refined communication skills, and her love for her region were invaluable contributions that allowed us to discover Batumi’s cultural richness on site.
Through her guidance, the depth of Georgian culture, the rhythm of its dances, the embracing tones of its music, and the magic of folk arts were experienced more meaningfully.

Diasamidze, as one of the distinguished trainees raised by the Ajara Folk Art School, also sheds strong light on the region’s cultural heritage.

Ajara Folk Art School – A Bridge from Tradition to Universality

The school’s director, Vakhtang Beridze, has turned the institution into the region’s artistic hub through his longstanding expertise in culture and education.
The professional short-term programs offered by the school—Cultural Event Organization, Folkloric Instrumental Ensemble Management, Librarianship and various folk arts branches—provide students with both professional and cultural identity.

The trainees prepared to take part in international cultural organizations include:
Meri Diasamidze, Tsisnami Davitadze, Irma Zedginidze, Mariami Kelenjeridze, Maia Surmanidze, Ana Surmanidze.
These talented individuals stand out as the future cultural ambassadors who will introduce Georgian culture to the world.

The Majesty of Georgian and Caucasian Dances

One of the most impressive departments of the school is undoubtedly the dance academy dedicated to Caucasian and Georgian dances.
Here, students take the stage in costumes that seem to have stepped straight out of history, offering a captivating experience to the audience.

The firm posture, agile steps and proud expression of Caucasian dances—combined with the graceful turns and dramatic rhythms of Georgian folk dances—create a true cultural spectacle.
These dances are not merely performances; they embody the character, history and pride of a nation.
Ajara Folk Art School ensures that this heritage is carried into the future through education, discipline and mastery.

Traditional dances, melodies and narrative expressions are passed down to younger generations under the guidance of expert instructors.
Thanks to these efforts, Batumi’s deep-rooted folklore tradition aims to remain alive and unbroken.

Traditional Handicrafts – The Magic of Macramé, Felt and Natural Dyes

In the field of handicrafts, instructor Mzia Buigishvili teaches students macramé, felt making, natural dye motifs, beadwork and many objects derived from ancient culture.

Masterful Touches in Handicrafts

With macramé techniques, threads are transformed into elegant wall decorations, accessories and furniture; while the colorful world of felt gives birth to unique bags, garments and decorative objects.
These workshops not only enhance students’ manual skills but also offer the joy of creating tangible and aesthetic works using their creativity.

This department functions like a creative laboratory where traditional arts are not only preserved but also reinterpreted.

Batumi’s Cultural Treasure Lives and Grows

Ajara Folk Art School is a sanctuary of art that keeps Georgia’s cultural lifeline vibrant and passes it on to future generations.
Contributions from valuable figures like Culture Consultant Meri Diasamidze help this heritage reach wider audiences.

Cultural Activities and Courses: Continuous Engagement with the Public

Artistic Events and Music Education for a Vibrant Cultural Life

The center hosts a wide range of activities. Alongside various exhibitions, concerts and performances, another important department is the music program.
From traditional Georgian instruments to modern ones, music lessons offered at the center enrich Batumi’s musical potential.
These trainings help discover individual talent while also laying the groundwork for collective musical projects, adding vitality to the city’s artistic life.

Batumi State Art Center successfully maintains continuous communication with the public through cultural events and diverse courses.
Throughout the year, festivals, seminars, panels and special day celebrations bring the people of Batumi and visitors together with art and culture.
These events bring together artists, academics and art enthusiasts from different disciplines, creating opportunities for knowledge and experience sharing.

This visit was not just a trip; it was a journey where culture was reborn and art breathed once again.

yilmazparlar@yahoo.com


#BatumiCulture, #AjaraFolkArtSchool, #GeorgianDance, #CaucasusCulture, #FolkArt, #CulturalHeritage, #MeriDiasamidze, #BatumiTrip, #GeorgianFolklore, #CulturalExchange, #TraditionalArt, #FolkDance, #BatumiExperience, #GeorgiaTravel, #CaucasusArts, #FolkCostumes, #CulturalEducation, #VakhtangBeridze, #Handcrafts, #MakrameArt, #KeceArt, #FolkInstruments,

#BatumiCulture, #AjaraFolkArtSchool, #BatumiStateArtCenter, #GeorgianDance, #CaucasusDance, #GeorgianFolklore, #FolkArts, #TraditionalCrafts, #MacrameArt, #FeltArt, #CulturalHeritage, #MeriDiasamidze, #VakhtangBeridze, #GeorgianMusic, #CulturalEducation, #FolkCostumes, #CaucasusCulture, #BatumiArts, #CulturalAmbassador, #GeorgiaTravel, #FolkArtSchool, #HandicraftWorkshop, #TraditionalArts, #CulturalExchange,

12 Haziran 2025 Perşembe

Ümit Özdağ’dan Silivri’de Tarihi Savunma-Yılmaz Parlar


HABERLERHABERLERHABERLERHABERLERHABERLER







  

Hukukun Tarafı Olarak Buradayım"

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, 142 gün hücrede tutulduktan sonra çıktığı mahkemede, akademik birikimini ve devlet sadakatini anlattı: “Fiillerim hukukun bana yüklediği sorumluluklardır.”

Ümit Özdağ’dan 50 Sayfalık Savunma

“Beni Devlet Sırlarıyla Görevlendirdiniz, Şimdi Sanık Diyorsunuz”

Özdağ’dan Mahkemeye: “Cumhuriyeti Hukukla Kurduk, Öyle Savunuruz”

Kamuoyunun özgürlük beklentisiyle kilitlendiği 11 Haziran 2025 Çarşanva günü duruşmada, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Silivri Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda yaptığı 50 sayfayı aşan kapsamlı savunmasında, hukuka, devlete ve Türk milletine bağlılığını hem tarihi örneklerle hem akademik zeminde ortaya koydu.

Savunmasına güçlü ve sarsıcı bir başlangıç yapan Özdağ, “Bugün burada mahkemenizde sanık olarak bulunmam, Anayasa ve yasalar ihlal edilerek, zor kullanılarak gerçekleştirilmiştir,” diyerek duruşmanın hukuk devleti açısından taşıdığı önemi vurguladı.

Akademiden Hücreye, Hücreden Hukuka

Savunmasının başında, 1999’da yaşadığı bir dava sürecini anlatan Özdağ, geçmişte PKK propagandası yaptığı iddiasıyla yargılanan bir akademik çalışmayı sahiplenişini, hukukla verdiği mücadeleyi ve sonrasında gelen beraat kararını anlattı. “Savcı, bir gün ‘yanlışlık oldu’ demişti. Bu davanın savcısı da aynı şeyi diyecek,” diyerek salonda tarihi bir benzetmeye imza attı.

Bu anekdot, yalnızca bireysel bir hatıranın aktarımı değildi; aynı zamanda bugün karşı karşıya kaldığı sürecin bir benzerine işaret eden politik bir göndermeydi.

Akademik kariyerinden güvenlik bilimlerine, terörizmle mücadeleden devlet adına yürüttüğü diplomatik görevlere dek uzanan bir yaşam çizgisi sunan Özdağ, sözlerini “Devlet sırları bana emanet edildi, taşıdım ve taşıyorum,” diyerek sürdürdü.

Tutuklama Siyasi mi?

Özdağ, Antalya’da yaptığı bir konuşmanın ardından re’sen başlatılan soruşturmayı “adli değil, siyasi” olarak tanımladı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde geçirdiği gece, savcılıktaki sorgusu sırasında başka bir dosya üzerinden yöneltilen sorular ve eş zamanlı hazırlanan iddianameler zinciri, savunmasına göre sistematik bir politik operasyonun izlerini taşıyordu.

Savunmasında yalnızca kendi sözlerine değil, Kürtçü çevrelere yakın bazı isimlerin açıklamalarına da yer veren Özdağ, “Dikkat edin, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ bile içeride” ifadelerini gündeme taşıyarak davanın doğrudan doğruya siyasi mutabakatın bir parçası olduğuna işaret etti.

“Bunlar Yabancı Düşmanlığı Değil, Milli Güvenlik Politikasıdır”

Zafer Partisi’nin göç politikalarına da değinen Özdağ, bu yaklaşımların “psikolojik yabancı düşmanlığı” değil, akademik ve güvenlik temelli bir milli duruş olduğunu belirtti:
“Cumhuriyeti hukukla kurduk. Bugün de ülkemizi hukuka aykırı şekilde savunmaya ihtiyacımız yok,” sözleriyle sığınmacı karşıtı politikalarının temelini açıkladı.

Son Söz, “Hayatım Türk Milletinin Emrindedir”

Savunmasının sonunda ise duygusal ama bir o kadar da kararlı ifadelerle salona veda etti:
“Bütün hayatımı akademik ve siyasi olarak Türk milletinin güvenliği ve refahına adadım. Binlerce öğrenci yetiştirdim. Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir ülke olsun diye çalıştım. Şimdi burada, yine o görev duygusuyla bulunuyorum.”

Özgürlüğün Eşiğinde Bir Duruşma

11 Haziran 2025 tarihi, yalnızca bir savunma metninin okunduğu değil; Türkiye'nin hukukla siyaset arasındaki çizgiyi yeniden tartıştığı bir gün oldu.

Özdağ’ın duruşmadaki sözleri, kamuda hâkim olan “özgürlüğü gerçekleşecek” umudunu pekiştirdi. Bu savunma, içerdiği tarihsel referanslarla, devlet sadakatiyle ve hukuka çağrısıyla, yalnızca mahkeme salonuna değil, demokrasi tarihine de kaydedildi.

Eğer karar, hukuk ve vicdan terazisinde tartılırsa, bu savunma bir dönüm noktası olabilir. Aksi takdirde, tıpkı geçmişte olduğu gibi, ileride biri çıkıp yine “bir yanlışlık olmuş” demek zorunda kalabilir.

yilmazparlar@yahoo.com

14 Mayıs 2025 Çarşamba

Ahad Saadi’nin "Bariş İçin Savaş" Eseri-Yılmaz Parlar


HABERLERHABERLERHABERLERHABERLERHABERLER







  

Ahad Saadi’nin "Bariş İçin Savaş" Eseri

Sanat Dünyasında Büyük Yankı Uyandırdı

Ateşin ve Kumaşın Dansıyla Barışa Yolculuk

Ahad Saadi ve "Azernegari":

Işığın ve Gölgenin Dansında Bir Barış Çağrısı

Sanat, insanın ruhunun en derin dehlizlerinde yankılanan bir sestir.

Bazen bir patlama darbesinde, bazen bir melodi notasında, bazen de bir kişinin bilgilerini içinde kendini gösterir.

 Ahad Saadi, "Azernegari"nin adını taşıyan özgün sanatıyla bu sesi ve güçlü bir şekilde duyuran nadir sanatçılardan biri.



Kendi adıyla anılan "Azernegari" tekniğini geliştirerek çağdaş sanat literatürüne özgün bir soluk kazandıran dünyaca ünlü Azeri sanatçı Ahad Saadi, sanatın sınırlarını zorlayan yeni eseri “Barış için Savaş” ile büyük yankı uyandırdı.



13 Mayıs 2025 Salı akşamı, Hilton Istanbul Maslak Hotel’de düzenlenen görkemli lansman gecesinde tanıtılan eser, yalnızca görsel değil, aynı zamanda insanlığa barışı hatırlatan güçlü bir çağrı niteliği taşıyor. Otelin lobisinde siyah örtüyle gizlenerek sergilenen eser, alkışlar eşliğinde Prof. Dr. İlber Ortaylı ve davetliler tarafından birlikte açıldı.



Kumaşı Ateşle Resmetti: Yakılarak Oluşturulan Sanat Manifestosu

Yaklaşık 10 metrekare büyüklüğündeki dev tablo, geleneksel boyama tekniklerinden tamamen ayrılan özgün yapım süreciyle dikkat çekiyor. Saadi, kumaşı ateş pürmüzüyle işleyerek, yüzeyde oluşturduğu yanık tonlar ve katmanlarla üç boyutlu bir derinlik elde etti. Bu dokular, yer yer güderi hissi veren bir yapıya bürünerek izleyicide dokunsal bir illüzyon yaratıyor. Yağlı boya ile bütünleşen bu teknik, sanatçının ustalığını ortaya koyuyor.



Sanat ve Barışın Evrensel Buluşması

Ahad Saadi, 4200 saatlik bir çalışmanın ürünü olan bu eseri için şöyle konuştu:
“Bu eseri, bölgemizdeki savaşlara karşı bir vicdan çağrısı olarak tasarladım. Her yanık kumaş kokusunda barışı aradım. Umarım bu çalışma, dünyayı yönetenlere şu sözü hatırlatır: ‘En kötü barış bile en iyi kazanılmış savaştan iyidir.’”



Ortaylı: “Bir Manifesto”

Tarihçi yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı da geceye katılarak eseri şu sözlerle yorumladı:
“Ahad Saadi, sanatın gücünü barışa adayan bir dahi. Bu eser yalnızca bir tablo değil, bir manifestodur.”

Cannes Film Festivali’ne Yolculuk

“Barış için Savaş”, yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası arenada da büyük ses getirmeye hazırlanıyor. Eser, önümüzdeki hafta Fransa’da düzenlenecek Cannes Film Festivali’nde sanatseverlerle buluşacak. Bu sayede, sanatın evrensel diliyle tüm dünyaya “barış” temalı güçlü bir mesaj iletilecek.



Sanatın Gücüyle Ateşten Barışa

Ahad Saadi’nin bu sıra dışı eseri, izleyiciye yalnızca bir tablo sunmakla kalmıyor; aynı zamanda sessiz bir çığlığı, yakılmış hayalleri ve yeniden doğan umutları betimliyor. Kumaşın ateşle şekillendiği bu çağdaş anıt, sanatçının yalnızca güzelliği değil, insanlığın vicdanını da görünür kılma çabasının bir sembolü olarak öne çıkıyor.

Ahad Saadi, Azernegari sanatı ile sadece estetik bir şölen sunmakla kalmayıp, aynı zamanda insanlığa önemli bir mesaj veriyor: Barış, her türlü çabaya değer bir hedeftir. Onun sanatı, aramızdaki kısır konulardan kurtulmaya, empati kurmaya ve daha adil bir dünya inşa etmeye davet ediyor.

 Ahad Saadi'nin sanatı, bu paradoksu anlamamıza yardımcı olabilir. Sanatçı, savaş acılarını ve barışın çoğalmasını aynı anda vurgulayarak, bizi bakış açısının kısır anlatımdan kurtulmaya davet ediyor. Onun eserleri, barışın sadece silahların susmasıyla değil, aynı zamanda insanların kalplerinde ve zihinlerinde de inşa edilmesiyle mümkün olduğunu hatırlatıyor.



 Yurt dışından sergi için gelenler gibi seyahatini yarım bırakan iş kadını Fitnat Şaşal Yemişci’nin yorumunu almak istedik;

 Yemişci, “Saadi'nin eserleri, sadece estetik bir zevk sunmakla kalmaz, aynı zamanda izleyiciyi de düşündürür, sorgulamaya ve en önemlisi empati kurmaya davet eder.

 Saadi'nin sanatında, Ülkesimin, zengin kültürel özellikleriyle modern dünyanın karmaşıklığı iç içe geçer. Geleneksel motifler, çağdaş ilişkilerle hayatı yeniden bulur. Sanatçı, ürünlerinde sıklıkla insan figürlerini kullanır.” Şeklinde genelleme yaptı.

 yilmazparlar@yahoo.com