siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Temmuz 2026 Salı

Kıbrıs Barış Harekatı Yıldönümü Feshane'de Kutlandı-Yılmaz Parlar


HABERLERHABERLERHABERLERHABERLERHABERLER







  Feshane'de Kıbrıs Rüzgarı Esti

52 Yılın Gururu, Feshane'de Coşku ve Duygu Dolu Bir Gece

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü, KKTC İstanbul Başkonsolosluğu ve Kıbrıs Türk Kültür Derneği (KTKD) İstanbul Şubesi'nin ev sahipliğinde 20 Temmuz 2026 Pazartesi akşamı Artİstanbul Feshane'de, düzenlenen görkemli bir resepsiyonla kutlandı.

Tarihi Feshane bahçesi, Kıbrıs davasına gönül vermiş yüzlerce davetliyi ağırlarken, gece boyunca milli duyguların ve kardeşlik bağlarının en yoğun halleri yaşandı.

Resepsiyon, şehitler için saygı duruşu ve ardından hep bir ağızdan okunan İstiklal Marşı ile başladı. Protokol konuşmalarında ise adeta tarih yeniden canlandı.

Geniş Katılım  

Artİstanbul Feshane'de düzenlenen resepsiyona, İstanbul Vali Yardımcısı Avni Kula, KKTC'nin İstanbul Başkonsolosu Zalihe Mendeli, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay ile askeri yetkililer, Kıbrıs gazileri şehit aileleri ve çok sayıda davetli katıldı.

Egemenlik ve Bağımsızlık Vurgusu

Konuşmalarda KKTC'nin egemen eşitliği ve iki devletli çözüm modeline olan bağlılık güçlü bir şekilde ifade edildi.

Tarihsel Mücadele ve "Kanlı Noel"

KTKD Başkanı Zehra Bilge Eray yaptığı duygusal konuşmada 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türklerinin yaşadığı zorluklar ve Rum saldırıları sıkça hatırlatıldı. 1974 öncesine dönülmesine izin verilmeyeceği ifade edildi.

Eray, "Çocuklarımız banyo odalarında katledildi, 103 köyümüzden olduk. Ama asla boyun eğmedik. Bugün burada gururla haykırıyoruz: 1974 öncesine dönülmesine izin vermeyeceğiz!" diyerek mekandan büyük alkış aldı.

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52'nci yıl dönümü İstanbul'da resepsiyonla kutlandı

KKTC İstanbul Başkonsolosu Zalihe Mendeli

 "Tüm dünyanın şunu çok iyi anlaması gerekir, bizler Türk milletinin evlatları olarak ana vatan Türkiye'ye yürekten bağlıyız. Ana vatanımızla et ve tırnak gibiyiz ve aramızda bir tek hukuk vardır o da kardeşlik hukukudur."

Mendeli, “Egemen eşitliğimiz kabul edilmelidir" ifadeleriyle mevcut siyasi duruşu net bir şekilde ortaya koydu.

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52'nci yıl dönümü İstanbul'da resepsiyonla kutlandı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan

Aslan da konuşmasında, "Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ortak hafızasında çok özel bir yere sahip Kıbrıs davası, bir varoluş, özgürlük, güvenlik ve eşitlik mücadelesidir." ifadesini kullandı.

 "Lefkoşa'dan Girne'ye, Gazimağusa'dan Güzelyurt'a kadar Kıbrıs belediyeleriyle dayanışmamızı güçlendirmek için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz." dedi.

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52'nci yıl dönümü İstanbul'da resepsiyonla kutlandı

İstanbul Vali Yardımcısı Avni Kula,

"Türkiye'nin gittiği her yerde barış ve huzuru tesis ettiğini belirterek, 'Atalarımız hiçbir yerde sömürü, katliam yapmamış ve bize şanlı bir tarih bırakmıştır."

Gecede sadece siyasi mesajlar değil, duygu dolu anlar da vardı. mekanda bulunan Kıbrıs gazileri, konuşmalar sırasında gözyaşlarına hakim olamazken, genç kuşakların da bu coşkuya ortak olması dikkat çekti.

Mücahitler Marşı'nın okunduğu anlarda yaşanan duygusal yoğunluk, Kıbrıs davasının sadece bir siyasi mesele değil, bir varoluş ve gönül meselesi olduğunu bir kez daha gösterdi.

İstanbul'un kalbinde, tarihi Feshane'nin büyülü atmosferinde gerçekleşen bu anlamlı buluşma, Kıbrıs Türkü'nün özgürlük ateşinin sönmediğinin ve 52 yıl önceki gibi bugün de Anavatan Türkiye ile kenetlendiğinin en güçlü kanıtı oldu.

Zafer Partisi'nden Hanna Akyüz ve Heyetinden Kıbrıs'ta Onur Dolu Mesaj

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü kutlamalarına sadece resmi heyetler değil, siyasi camianın da önemli isimleri katıldı. Bu yılki anlamlı buluşmada Zafer Partisi saflarında dikkat çeken bir katılım yaşandı. Partinin önde gelen isimlerinden Hanna Akyüz ve beraberindeki heyet, KKTC Feshane’de düzenlenen resepsiyona katılarak Kıbrıs Türklüğünün onuruna ve bağımsızlık davasına güçlü bir destek verdi. Yaptığımız özel söyleşide;

Hanna Akyüz ve grup arkadaşları, yaptıkları açıklamada Kıbrıs davasının Türk milleti için vazgeçilmez bir onur meselesi olduğunu vurguladı. Akyüz, "Bu topraklarda kanlarıyla vatan yazılan şehitlerimizin mirasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Bugün burada, Kıbrıs Türkü'nün özgürlük ateşinin sönmediğini ve Türkiye'nin yavru vatana olan kefilliğinin sonsuza dek süreceğini haykırıyoruz. Zafer Partisi olarak Kıbrıs'ın egemen eşitliğine ve iki devletli çözüm modeline olan inancımız tamdır" ifadelerini kullandı.

Heyetteki diğer isimler de Kıbrıs Türk halkının 52 yıl önce gösterdiği kahramanlığın bugün hâlâ tüm Türk dünyasına ilham kaynağı olduğunu belirterek, Rum kesiminin uzlaşmaz tutumuna karşı KKTC'nin haklı duruşunun uluslararası kamuoyunda daha güçlü savunulması gerektiğinin altını çizdi.

Heyet, kendilerine gösterilen yakın ilgiden dolayı KKTC İstanbul Başkonsolosu Zalihe Mendeli ve ekibine de ayrıca teşekkür etti.

Of Hayrat Cemiyeti'nden de Anlamlı Katılım

 Öte yandan, Of Hayrat Kültür ve Yardımlaşma Cemiyeti yönetimi de geniş bir heyetle adadaki resmi tören ve anma programlarında yerini aldı. Yönetim Kurulu tam kadro törenlerde hazır bulunurken, Başkan Emrullah Tellioğlu ve eşi Emine Tellioğlu, Genel Sekreter Dr. Özlem Kurtuluş, Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ahsen Tellioğlu, Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Erkan Kaba (eşi Dr. Meltem Kaba) ile Fatih Sarmusak ve Muhasip Üye Haluk Sadıkoğlu (eşi Gonca Sadıkoğlu) heyette yer aldı.

Of Hayrat Cemiyeti heyeti, Mersin Başkonsolosluğu görevine atanan Ülkü Alemdar'ı yeni vazifesinden ötürü tebrik ederek başarı dileklerini iletti.  

Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Recep Genç

Yaptığımız sohbetde, Şehit babasının hatırasına olan bağlılığını ve gazilere duyduğu derin saygıyı dile getirdi.

"Şehit babamın unutulmazlığı içinde, gerek babamın şehit arkadaşlarına gerekse tüm gazilerimize olan saygımdan dolayı, tüm federasyonumuzu temsilen gönülden bu özel yıl dönümüne katılmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Kıbrıs'ta can veren tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun. Onların mirasına sahip çıkmak bizim en önemli görevimizdir."

yilmazparlar@yahoo.com


Cyprus Wind Blew at Feshane


Pride of 52 Years: A Night Full of Enthusiasm and Emotion at Feshane

The 52nd anniversary of the Cyprus Peace Operation was celebrated with a magnificent reception hosted by the TRNC Istanbul Consulate General and the Cyprus Turkish Culture Association (KTKD) Istanbul Branch on Monday evening, July 20, 2026, at Artİstanbul Feshane.

The historic Feshane garden hosted hundreds of guests devoted to the Cyprus cause, while the night witnessed the most intense moments of national feelings and brotherhood bonds.

The reception began with a moment of silence for the martyrs, followed by the Turkish National Anthem sung in unison. During the protocol speeches, history came alive once again.

Wide Participation

The reception held at Artİstanbul Feshane was attended by Istanbul Deputy Governor Avni Kula, the Consul General of the TRNC in Istanbul Zalihe Mendeli, Istanbul Metropolitan Municipality Deputy Mayor Nuri Aslan, Commander of the 1st Army General Bahtiyar Ersay and military officials, Cyprus veterans, families of martyrs, and numerous other guests.

Emphasis on Sovereignty and Independence

In the speeches, commitment to the TRNC's sovereign equality and the two-state solution model was strongly expressed.

Historical Struggle and "Bloody Christmas"

KTKD President Zehra Bilge Eray, in her emotional speech, reminded the difficulties experienced by Turkish Cypriots between 1963-1974 and the Greek attacks. It was stated that a return to the pre-1974 era would not be allowed.

Eray said, "Our children were murdered in bathrooms, we lost 103 villages. But we never bowed down. Today we proudly shout here: We will not allow a return to the pre-1974 era!" receiving great applause from the venue.

TRNC Istanbul Consul General Zalihe Mendeli

"The whole world must understand this very well: as children of the Turkish nation, we are wholeheartedly committed to our motherland Turkey. We are like flesh and nail with our motherland, and there is only one law between us, and that is the law of brotherhood."

Mendeli clearly stated the current political stance with the words: "Our sovereign equality must be accepted."

Istanbul Metropolitan Municipality Deputy Mayor Nuri Aslan

In his speech, Aslan stated, "The Cyprus issue, which holds a very special place in the shared memory of the Republic of Turkey and the Turkish Republic of Northern Cyprus, is a struggle for existence, freedom, security, and equality." He added, "We will continue to fulfill our responsibility to strengthen our solidarity with the municipalities of Cyprus, from Nicosia to Kyrenia, from Famagusta to Güzelyurt."

Istanbul Deputy Governor

Stating that Turkey establishes peace and tranquility wherever it goes, he said: "Our ancestors never engaged in exploitation or massacre anywhere, and they left us a glorious history."

The night was not only about political messages but also emotional moments. The Cyprus veterans present at the venue could not hold back their tears during the speeches, while it was noteworthy that the younger generations also shared this enthusiasm.

The emotional intensity during the singing of the Mücahitler March once again showed that the Cyprus cause is not just a political issue but a matter of existence and heartfelt commitment.

This meaningful gathering, held in the heart of Istanbul in the magical atmosphere of historic Feshane, became the strongest evidence that the freedom fire of the Turkish Cypriots has not extinguished and that, just as 52 years ago, they remain united with their Motherland Turkey today.

Hanna Akyüz from the Zafer Party and Her Delegation Gave a Message of Honor in Cyprus

Not only official delegations but also important names from the political sphere attended the 52nd anniversary celebrations of the Cyprus Peace Operation. This year, a remarkable participation took place within the ranks of the Zafer Party. Hanna Akyüz, one of the party's prominent figures, and her delegation attended the reception held at Feshane, offering strong support to the honor of Turkish Cypriotness and the independence cause. In our exclusive interview:

Hanna Akyüz and her group emphasized that the Cyprus cause is an indispensable matter of honor for the Turkish nation. Akyüz stated: "Protecting the legacy of our martyrs who wrote their homeland with their blood on these lands is a debt of honor for all of us. Today, we proclaim here that the freedom fire of the Turkish Cypriots has not been extinguished and that Turkey's guarantee to the young homeland will last forever. As the Victory Party, our belief in Cyprus's sovereign equality and the two-state solution model is complete."

Other members of the delegation also stated that the heroism shown by the Turkish Cypriot people 52 years ago still serves as an inspiration to the entire Turkish world today, and emphasized that the TRNC's rightful stance against the uncompromising attitude of the Greek side must be defended more strongly in the international public opinion.

The delegation also extended their special thanks to TRNC Istanbul Consul General Zalihe Mendeli and her team for their close interest shown to them.

Meaningful Participation from Of Hayrat Association

On the other hand, the management of the Of Hayrat Culture and Solidarity Association also took their place in the official ceremonies and commemoration programs on the island with a large delegation. The Board of Directors was fully present at the ceremonies, with the delegation including: President Emrullah Tellioğlu and his wife Emine Tellioğlu, Secretary General Dr. Özlem Kurtuluş, Deputy Secretary General Dr. Ahsen Tellioğlu, Vice Presidents Prof. Dr. Erkan Kaba (with his wife Dr. Meltem Kaba) and Fatih Sarmusak, Auditor Member Haluk Sadıkoğlu (with his wife Gonca Sadıkoğlu)

The Of Hayrat Association delegation congratulated Ülkü Alemdar, who was appointed to the Mersin Consulate General, on her new position and conveyed their best wishes for success.

Çepni Dernekleri Federation President Recep Genç

In our conversation, he expressed his devotion to the memory of his martyred father and his deep respect for veterans.

"With the unforgettable memory of my martyred father, and out of respect for both my father's martyr comrades and all our veterans, I am greatly honored to attend this special anniversary on behalf of our entire federation. May the souls of all our martyrs who gave their lives in Cyprus rest in peace. Protecting their legacy is our most important duty."

yilmazparlar@yahoo.com

26 Mayıs 2026 Salı

Önce Gerçeği Araştır, Sonra Suçla-Yılmaz parlar


HABERLERHABERLERHABERLERHABERLERHABERLER







   

Zafer Partisi’ne Yönelik Tartışmalı Video Siyaset Gündemini Sarstı

Seçim Öncesi Algı Operasyonu Mu?

 Ümit Özdağ ile gazeteci-yazar Levent Gültekin arasında yaşanan son polemik, seçim sürecinde medya etiği, siyasi iletişim ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Siyasal İletişimde Dönüm Noktası

Önce Gerçeği Araştır, Sonra Suçla

Levent Gültekin’in bir video yayınında, Ümit Özdağ’ın 2023 seçim sürecinde Cumhur İttifakı ile yaptığı temasları eleştirel biçimde yorumlaması üzerine, Özdağ sosyal medya platformu X üzerinden uzun bir açıklama yaparak iddialara sert şekilde cevap verdi.

Özdağ açıklamasında, görüşme talebinin kendisinden değil, dönemin AK Parti yöneticilerinden Numan Kurtulmuş tarafından geldiğini ifade ederek, sürecin tamamen siyasi strateji kapsamında yürütüldüğünü savundu.

Levent Gültekin’in iddiaları ve Ümit Özdağ’ın bu iddialara verdiği yanıt, Türk siyasi tarihinde muhalefet liderlerinin iktidarla kurduğu gizli pazarlıkların deşifre edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu tartışma sadece iki isim arasında bir polemiğe indirgenemez. Asıl mesele şudur: Muhalefet lideri, seçim arifesinde iktidara içişleri bakanlığı karşılığında destek teklif edebilir mi?

Ümit Özdağ’ın hamlesi, stratejik bir siyasal iletişim örneğidir. Amacı, Cumhur İttifakı seçmenine şu mesajı vermektir:
“Erdoğan’a düşman değiliz; ancak sığınmacı konusunda onun gerçek niyetini göstermek istiyoruz.”

Ümit Özdağ’ın Tutarlılığı, Zafer Partisi’nin Onur Duruşu

Ümit Özdağ, Levent Gültekin’in belgesiz, doğruluğu kanıtlanmamış iddiasını teker teker çürütmüştür:

1- Görüşmeyi Numan Kurtulmuş talep etmiştir.

 2- Şartı açıktır: “13 milyon sığınmacıyı göndermeyecekseniz desteğim yok. Gönderecekseniz, bunu yapacak kişi İçişleri Bakanı olarak ben olurum.”

 3-Erdoğan’ın kabul etmeyeceğini bilmesine rağmen, bu teklif stratejik bir hamledir.
 4-Amaç: Cumhur İttifakı seçmenine, Erdoğan’ın sığınmacıları geri gönderme niyetinin olmadığını göstermek.

Bu, akıllı siyasal iletişimdir, döneklik değil.

Zafer Partisi, bu süreçte Türk milletinin bekası için şartsız şartsız sığınmacı karşıtı duruşundan bir santim ödün vermemiştir.

 İki Taraf Dinlenmeden Yapılan Habercilik Olur Mu?

Ön Yargılı Habercilik Olur Mu?

Sayın Gültekin’in tek taraflı, doğruluğu teyit edilmemiş bir iddiayı haberleştirmesi, basın meslek etiğine aykırıdır.

Bir gazeteci, mutlaka iki tarafı da dinlemelidir.

Levent Gültekin, Ümit Özdağ’a bu iddiayı sormamış, sadece kendi yorumuyla kamuoyunu yönlendirmeye çalışmıştır.

Kendisini “müstesna, özel” gibi gösteren bu üslup, objektif habercilikle bağdaşmaz.

Vaktiyle Destek Verdiği Gazeteciyle Bugün Polemik Yaşıyor

Ve üstelik: Ümit Özdağ, zamanında Levent Gültekin gözaltına alındığında “bir an önce serbest bırakılmasını” isteyerek gazetecilik özgürlüğüne sahip çıkmıştır.
Bugün aynı Gültekin, Özdağ’ı hedef almaktadır. Bu vefasızlık ve tek yanlı yayıncılıktır.

Kimin Menfaatine Çalışıyor?

Seçim Sürecinde Doğrulanmamış İddiaların Servis Edilmesi Soru İşaretleri Yarattı

“Aceleyle, doğruluğu kanıtlanmamış belgesiz haberler” bir partiyi ve liderini yıpratma aracıdır.

Levent Gültekin’in bu yayını, kimin çıkarlarına hizmet etmektedir?

İktidarın psikolojik harekât araçlarından biri olduğu iddiası güçlenmektedir.

Muhalif seçmene “Zaten bu liderler de pazarlık yapıyor” dedirterek Zafer Partisi’ne olan güveni sarsmak amaçlanmaktadır.

Oysa Ümit Özdağ, şeffaflıkla açıklamıştır:

“O teklif, Erdoğan’ın sığınmacıları göndermeyeceğini deşifre etmek içindi.”

Zafer Partisi’ne Ve Ümit Özdağ

Dik duruşu: Hiçbir makam karşılığında taviz vermemiştir.

Stratejik zekâsı: Cumhur İttifakı seçmenine ulaşmak için risk almış, ancak asla prensiplerinden vazgeçmemiştir.

Vefası: Bir zamanlar Levent Gültekin’in özgürlüğü için ses çıkaran Özdağ, bugün aynı kişinin iftirasına maruz kalmıştır. Bu, Özdağ’ın karakterini ortaya koymaktadır.

Ümit Özdağ, Türk milliyetçiliğinin ve sığınmacı karşıtı duruşun en cesur, en tutarlı ve en vizyoner lideridir.

Kamuoyu Daha Şeffaf ve Belgeli Habercilik Bekliyor

Son yaşanan gelişmeler, Türkiye’de medya-siyaset ilişkilerinin ne kadar hassas bir zeminde ilerlediğini bir kez daha ortaya koyarken; kamuoyu da seçim sürecinde daha şeffaf, belgeli ve çok taraflı habercilik beklentisini güçlü şekilde dile getiriyor.

Levent Gültekin’in haberciliği etik dışıdır. Zafer Partisi ise alnının akıyla bu iftira kampanyasından çıkacaktır. Milletimiz, kumpasları ve çamur atmayı değil, vicdanı ve cesareti ödüllendirir.

yilmazparlar@yahoo.com

Levent Gültekin Video Söylemi

“Çok basit bir örnek vereyim. Mesela şimdi bugün dinledim.

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ bir yere röportaj vermiş. Çok gururla anlatıyor mesela bunu ve bizim izleyicilerimizin umurunda değil. Bizim derken bütün Türkiye politik kamuoyunu söylüyorum.  Sözcüye çıktığı konuşma mı? Herhalde bilmiyorum ben videosunu gördüm. Diyor ki zaten bu bilinen bir şey de izleyicilerimiz zihni açılsın diye söylüyorum. Ben diyor gittim 2023 seçimlerinde Erdoğan'a dedim ki ben randevu talep ettim. Numan Kurtulmuş'la beni görüştürdüler diyor.

Numan Kurtulmuş'a dedim ki, bana İçişleri Bakanlığı verirseniz sizi desteklerim. Bu bilinen bir şeydi zaten. Numan Kurtulmuş da dedi ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan böyle çalışmıyor. Yani kabul etmedi. Çok basit bir soru soracağım şu anda. Beni izleyen Zafer Partililer de dahil. Onların hepsine bir soru soracağım. Ben şimdi yarın çıksam desem ki, Erdoğan beni aradı,  bana Kültür Bakanlığını teklif etti, o yüzden ben de gidiyorum. Ne yaparsınız beni?

Ne yaparlar beni? Dönek, satılmış, hain, sen de mi yaptın demezler mi? Peki nasıl oluyor bir muhalefet lideri Erdoğan'a içleri bakanlığını bana verirsen seni desteklerim diyor. Diyor. Peki o adam sonra dönüp muhalefet lideri oluyor. En keskin muhalefet lideri oluyor.  Bizde birçok insan da ona gayet sert bir muhalefet lideri olarak. Ben de diyorum ki, muhalefet liderleri bu kadar işte.”

Zafer Partisi Başkanı Prof.  Dr. Ümit Özdağ X (Twitter)  Cevabı

Levent Gültekin isimli siyasi paparazzici yukarıda açık seçik yalan söylüyor.

1)Ben Numan Kurtulmuş’tan randevu isteyip gitmedim. Numan Kurtulmuş benden randevu alıp zafer Partisi Genel Merkezi’nde beni ziyaret etti.

2)Numan Kurtulmuş bana Erdoğan’ın selamını söyledi ve 2. Turda Erdoğan’ın Zafer Partisi’nin desteğimi istediğini iletti.

3)Ben de kendisine Zafer Partisi’nin 2. turda Erdoğan’a destek verebileceğini, bunun şartının 13 milyon sığınmacı ve kaçağı vatanlarına dönmesini Erdoğan tarafından kabul olduğunu ifade ettim ve ekledim. “Ancak bu politikayı kabul etmeniz yetmez. Uygulanması konusunda size güvenmemiz mümkün değil.

Bu politikayı Zafer Partisi Genel başkanı ve İçişleri Bakanı olarak ben uygulayacagim destek şartıımız budur” dedim.

4)Kurtulmuş bunun üzerine “Erdoğan böyle çalışmaz. Siz kabul edeceksiniz. O size bir şey verecek” dedi. Ben de “ben de öyle çalışmıyorum” dedim ve ekledim “Numan bey teklifimi kabul veya reddedecek durumda değilsiniz siz lütfen Erdoğan’a teklifimi iletin” dedim.

5)Şimdi bak Levent senin zeka ve ahlak seviyene uygun bir şekilde anlatıyorum. Bunun benim için zor olduğunun altında çiziyorum.

6)Erdoğan’ın 13 milyon sığınmacı ve kaçak yollamayacağını biliyordum. Buna rağmen bu teklifi yaparken amacım Cumhur İttifakı seçmenine Erdoğan’a düşman olmadığımızı ancak Erdoğan’ın 13 milyon sığınmacı ve kaçağı yollamak gibi bir niyeti olmadığını göstermekti.

7)Ayrıca milyonda 1 ihtimal diyelim Erdoğan kabul etti Bahçeli’nin benim İçişleri Bakanlığımı kabul etmesi mümkün değildi.

8)Özetle yapmış olduğum şey Cumhur İttifakı seçmenine ulaşmak için bir hamleydi. Akıllı Siyasal iletişim uzmanları bunu anladılar ve beni hemen aradılar.

9)Gelelim Levent Gültekinin işlevine; Levent, muhalif gibi görünen ancak amacı muhalif kitlelerin muhalif siyasetçilere ve muhalif siyasi partileri olan inancını kırmak olan bir iktidar psikolojik harp aracıdır.

AK Parti’ye muhalif gibi davranırken esas amacı iktidara eleştirmek değil seçmenin muhalif liderlere olan inancını sarsamak için psikolojik operasyon yapmaktır.

Böylece AK Parti iktidarına destek olmaktadır. İktidar mensubu politikacıların Levent Gültekin’in telefonlarına neden cevap verdiğini zannediyorsunuz.

Muhalif kanalların önünden geçmeyen, muhaliflere küfreder gibi konuşan AK Partililer Levent ile canciğer kuzu sarması her şeyi anlatıyorlar.

https://twitter.com/umitozdag/status/2059196416421929201

Pre-Election Perception Operation?

Controversial Video Targeting Victory Party Shakes Political Agenda

The latest polemic between Victory Party leader Ümit Özdağ and journalist-writer Levent Gültekin has brought debates on media ethics, political communication, and accurate public information back to the forefront during the election process.

A Turning Point in Political Communication – Investigate the Truth First, Then Accuse

After Levent Gültekin critically commented on Özdağ's alleged contacts with the People's Alliance during the 2023 election process in a video broadcast, Özdağ responded firmly via X (Twitter), refuting the claims point by point.

Özdağ stated that the meeting request did not come from him but from former AK Party official Numan Kurtulmuş, arguing that the entire process was conducted within the scope of political strategy.

Gültekin's claims and Özdağ's response are highly significant in exposing behind-the-scenes negotiations between opposition leaders and the government in Turkish political history. This controversy cannot be reduced to a simple dispute between two names. The real question is: Can an opposition leader offer support to the government in exchange for the Ministry of Interior on the eve of an election?

Özdağ's move is an example of strategic political communication. His goal was to send the following message to People's Alliance voters: "We are not enemies of Erdoğan; but we want to show his true intentions regarding refugees."

Ümit Özdağ's Consistency – The Honorable Stance of the Victory Party

Ümit Özdağ has systematically refuted Levent Gültekin's undocumented and unverified claims:

  1. Numan Kurtulmuş requested the meeting, not the other way around.
  2. The condition was clear: "If you will not send back 13 million refugees, I have no support. If you will, the person to implement this must be me as Minister of Interior."
  3. Even knowing Erdoğan would not accept, this offer was a strategic move.
  4. The aim: To show People's Alliance voters that Erdoğan had no intention of returning refugees.

This is smart political communication, not betrayal. The Victory Party has not compromised its uncompromising stance against refugees for the sake of the Turkish nation's survival.

Can Journalism Be Done Without Hearing Both Sides? Is Prejudiced Journalism Acceptable?

Mr. Gültekin reporting a one-sided, unverified claim violates press ethics. A journalist must always hear both sides. Gültekin did not ask Özdağ about this claim; he only tried to sway public opinion with his own commentary. This self-exalting style is incompatible with objective journalism.

Now in Polemic with a Journalist He Once Supported

Moreover, when Levent Gültekin was detained in the past, Ümit Özdağ spoke out for his release, defending press freedom. Today, the same Gültekin targets Özdağ. This is ingratitude and one-sided broadcasting.

Whose Interests Are Being Served? Unverified Allegations During the Election Process Raise Questions

"Hasty, unproven, undocumented news" is a tool to wear down a party and its leader. Whose interests does Levent Gültekin's broadcast serve? The claim that he is a tool of psychological warfare for the government is gaining strength. The aim is to shake trust in the Victory Party by making opposition voters think, "These leaders also make deals." Yet Ümit Özdağ has explained transparently: "That offer was to expose that Erdoğan will not send refugees back."

Praise for the Victory Party and Ümit Özdağ

Principled stance: He did not compromise for any position.

Strategic intelligence: He took risks to reach People's Alliance voters but never abandoned his principles.

Loyalty: Özdağ once defended Gültekin's freedom; now he is the target of the same person's slander. This reveals Özdağ's character.

Ümit Özdağ is the most courageous, consistent, and visionary leader of Turkish nationalism and the anti-refugee stance.

The Public Expects More Transparent and Documented Journalism

These latest developments once again reveal how sensitive media-politics relations are in Turkey. The public strongly voices its expectation for more transparent, documented, and multi-faceted journalism during the election process.

Levent Gültekin's journalism is unethical. The Victory Party will emerge from this slander campaign with its honor intact. Our nation rewards conscience and courage, not conspiracies and mudslinging.

yilmazparlar@yahoo.com

Levent Gültekin's Video Statement

"Let me give a very simple example. I heard this today.

The leader of the Victory Party, Ümit Özdağ, gave an interview somewhere. He's telling it very proudly, for instance, and it doesn't matter to our viewers. When I say 'our viewers,' I mean the entire Turkish political public. Was it the interview he gave to Sözcü? I don't know, I saw the video. He says, 'This is already known, but I'm saying it so that our viewers' minds can be opened.' He says, 'I went in the 2023 elections and said to Erdoğan, I requested a meeting. They arranged for me to meet with Numan Kurtulmuş.'

He says, 'I said to Numan Kurtulmuş, "If you give me the Ministry of Interior, I will support you." This was already known. Numan Kurtulmuş said, "President Erdoğan does not work like that." So he did not accept.'

Now I will ask a very simple question. Including the Victory Party members watching me. I will ask all of them a question. If I came out tomorrow and said, 'Erdoğan called me, he offered me the Ministry of Culture, so I am going,' what would you do to me?

What would they do to me? Wouldn't they call me a turncoat, a sellout, a traitor, 'You too?' Then how is it that an opposition leader says to Erdoğan, 'If you give me the Ministry of Interior, I will support you'? He says that. And then that same man later becomes the opposition leader. The sharpest opposition leader. Many people here see him as a very tough opposition leader. And I say, that's opposition leaders for you."

Victory Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ's Response on X (Twitter)

The political paparazzi named Levent Gültekin is clearly and unequivocally lying above.

  1. I did not request an appointment from Numan Kurtulmuş and go to him. Numan Kurtulmuş requested an appointment from me and visited me at the Victory Party Headquarters.
  2. Numan Kurtulmuş conveyed Erdoğan's greetings to me and stated that in the second round, Erdoğan requested the support of the Victory Party.
  3. I told him that the Victory Party could support Erdoğan in the second round, on the condition that Erdoğan accepts the return of 13 million refugees and illegal migrants to their homelands, and I added: "But it is not enough for you to accept this policy. It is impossible for us to trust you to implement it. Our condition for support is that I, as the Chairman of the Victory Party and Minister of Interior, will implement this policy."
  4. Thereupon, Kurtulmuş said, "Erdoğan does not work like that. You will accept. He will give you something." I replied, "I don't work like that either," and added, "Mr. Numan, you are not in a position to accept or reject my offer. Please convey my offer to Erdoğan."
  5. Now listen, Levent, I am explaining this in a way that suits your level of intelligence and morality. I underline that this is difficult for me.
  6. I knew that Erdoğan would not send back the 13 million refugees and illegal migrants. Nevertheless, my aim in making this offer was to show the People's Alliance voters that we are not enemies of Erdoğan, but that Erdoğan has no intention of sending back the 13 million refugees and illegal migrants.
  7. Moreover, let's say there was a one-in-a-million chance Erdoğan accepted. It would have been impossible for Bahçeli to accept my appointment as Minister of Interior.
  8. In summary, what I did was a move to reach the People's Alliance voters. Intelligent political communication experts understood this and immediately called me.
  9. As for Levent Gültekin's function: Levent is a tool of psychological warfare for the government, who appears to be an opposition figure but whose aim is to break the faith of opposition masses in opposition politicians and opposition political parties. While pretending to oppose the AK Party, his real purpose is not to criticize the government but to carry out a psychological operation to shake voters' belief in opposition leaders. Thus, he supports the AK Party government. Why do you think government politicians answer Levent Gültekin's calls? AK Party members, who wouldn't even walk past opposition channels and speak to opponents as if cursing them, are like best friends with Levent and tell him everything.

19 Nisan 2026 Pazar

RİDEKAP-Yurtta Sulh, Cihanda Sulh Paneli-Yılmaz Parlar


HABERLERHABERLERHABERLERHABERLERHABERLER







 

Üsküdar’da, Kadınlardan Barış, Demokrasi ve Laiklik Vurgusu

1935 Ruhundan 2026’ya ; Rizeli Demokrat Kadınlardan  önemli Bir Buluşma.
18 Nisan 2026 Cumartesi günü, Rizeli Demokrat Kadınlar Platformu (RİDEKAP), Üsküdar Belediyesi Bağlarbaşı Kültür Merkezi ev sahipliğinde, anlamlı ve güçlü bir panele imza attı.

Yurtda 

Kadınların Barış Çağrısı Yeniden Yükseldi

Platform Başkanı Dilek Karafazlı: "Cumhuriyetin temel değerleri tartışma konusu yapılamaz"

Uluslararası sistemin çalkantıları Prof. Dr. Emin Gürses tarafından masaya yatırıldı

İsmet İnönü'nün torunu Gülsün Bilgehan'dan 'Dengeli Politika' vurgusu

Emekli Hakim Nazan Güçkan’dan 'Kadınların Sesi Daha Gür Çıkacak' Mesajı

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda, konuşmacılar ve katılımcılar adeta Kuvayi Milliye ruhunu yeniden canlandırdı.

Kadınlardan Güçlü Açılış

 “Cumhuriyet Değerleri Tartışma Konusu Olamaz”

RİDEKAP Başkanı Dilek Karafazlı açılış konuşmasında hem tarihsel mirasa hem güncel gelişmelere vurgu yaptı:

“Cumhuriyet, laik eğitim ve hukuk devleti ilkeleri ortak kazanımlarımızdır.”

“Şiddet ve ayrıştırıcı dilin karşısındayız.”

“Kadın-erkek eşitliği ve barıştan yana mücadelemiz sürecek.”

Karafazlı ayrıca farklı siyasi partilerden ve sivil toplum kuruluşlarından geniş katılımın önemine dikkat çekerek, bu birlikteliğin toplumsal huzur için kritik olduğunu ifade etti.

Tarihten Günümüze Kadınların Barış Mesajı

1935 Vurgusu, Tarihi kongre anısı, 1935'te İstanbul’da dünyaya kadın sesi verilmişti

Panelin özellikle 18 Nisan tarihine denk getirilmesi dikkat çekti. Bu tarih, 12. Uluslararası Kadınlar Birliği Kongresi’nin yıl dönümü olması nedeniyle özel olarak seçildi.

Panelin tarih olarak 18 Nisan’ı seçmesinin anlamlı olduğunu belirten Karafazlı, 18-24 Nisan 1935’te Atatürk’ün himayesinde Yıldız Sarayı’nda toplanan Uluslararası Kadınlar Birliği Kongresi’ni yad ettiklerini hatırlattı.

Karafazlı, “Kadınlar o gün sadece eşitliği değil, dünya barışını da savundu. Bugün de aynı noktadayız.”

1935’te İstanbul’da yapılan bu kongrenin önemini şöyle özetledi:
"Şiddetin, nefret dilinin ve ayrıştırıcı dilin hiçbir yararı yoktur. Cumhuriyetimizin temel değerlerini (laik eğitim, hukuk devleti) bu tür olaylar üzerinden tartışmaya açmak doğru değildir ve bunu kınıyoruz. Bu değerler, ülkemizin ortak kazanımlarıdır ve tartışma konusu yapılamaz. Bizim duruşumuz nettir: Atatürk’ün ilke ve devrimleri doğrultusunda, barıştan, kadın-erkek eşitliğinden, hukuk devletinden ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nden yana mücadelemiz devam edecektir."

 “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” başlığıyla düzenlenen panel, sadece bir sivil toplum etkinliği olmanın çok ötesinde, kadınların barış, eşitlik ve hukuk devleti için kenetlendiği bir duruşa dönüştü. Siyaset, tarih ve uluslararası gelişmeler kadın perspektifiyle ele alındı.

Panelin moderatörlüğünü emekli hâkim Nazan Güçkan üstlenirken, konuşmacılar arasında Prof. Dr. Emin Gürses ve Gülsün Bilgehan yer aldı.

Nazan Güçkan, “Kadınların sesi gerçekten gür çıkmaya başladığında, yeryüzünün çok daha güzelleşeceğine, adaletin ve kardeşliğin hâkim olacağına inanıyoruz”

Emin Gürses,

 “Dünya Yeni Bir Paylaşım Savaşı Sürecinde”

Prof. Dr. Emin Gürses, konuşmasında küresel sistemdeki kırılmalara dikkat çekti:

Soğuk Savaş sonrası kurulan düzenin çözüldüğünü

Yeni bir küresel paylaşım sürecinin yaşandığını

ABD, Çin ve Avrupa arasındaki güç mücadelesinin arttığını

Gürses’e göre bu süreç “25-30 yıllık bir yeniden yapılanma dönemi” ve dünyadaki çatışmalar bu paylaşım mücadelesinin sonucu.

Türkiye’nin bu süreçte izlediği politikayı da değerlendiren Gürses, önemli bir ayrım yaptı:
“Türkiye denge politikası değil, dengeli politika izliyor. Bu da İsmet İnönü döneminin mirasıdır.”

Gülsün Bilgehan,

“Savaş Kahramanları Aynı Zamanda Barışın Mimarıydı”

İsmet İnönü’nün torunu Gülsün Bilgehan ise konuşmasında tarihsel perspektif sundu.

Bilgehan, Cumhuriyetin kurucu liderleri Mustafa Kemal Atatürk ve İnönü’nün sadece savaş değil, aynı zamanda barış liderleri olduğunu vurguladı:

“Savaş bir cinayettir” sözünü hatırlattı

Türkiye’nin II. Dünya Savaşı’na girmemesini “tarihi başarı” olarak nitelendirdi

İnönü’nün zor şartlarda yürüttüğü “dengeli dış politika”yı anlattı

Çarpıcı bir anekdotu da paylaştı:
“Beni ekmeksiz bıraktın diyen çocuğa İnönü’nün cevabı şuydu: ‘Seni babasız bırakmadım.’”

Kadın Hakları ve Siyasette Temsil Vurgusu

Bilgehan, kadınların siyasetteki yerine de dikkat çekerek Türkiye’nin geçmişte dünya sıralamasında üst sıralarda olduğunu hatırlattı:

1935’te Meclis’te 18 kadın milletvekili

Dünya sıralamasında 2. sırada Türkiye

Ancak günümüzde bu oranın gerilediğini belirterek kadınların daha aktif olması gerektiğini söyledi.

Panelden Mesaj,

“Barış, Demokrasi ve Birlik”

Panel boyunca öne çıkan ortak mesajlar şunlar oldu:

Küresel kriz ortamında barış ihtiyacı artıyor

Türkiye’nin birlik içinde hareket etmesi gerekiyor

Cumhuriyet değerleri korunmalı

Kadınların toplumsal rolü güçlenmeli

 1935’te İstanbul’da Tarih Yazıldı

Kadınlar Dünyaya Barış Çağrısı Yaptı

18-24 Nisan 1935’te İstanbul’da Yıldız Sarayı’nda düzenlenen kongre, kadın hakları tarihinde dönüm noktası oldu.

40’tan fazla ülkeden 350’den fazla kadın katıldı

200 milyondan fazla kadını temsil ettiler

Kadın hakları, eşitlik ve dünya barışı tartışıldı

Mustafa Kemal Atatürk’ün himayesinde gerçekleşti

Bu kongre, Türkiye’nin kadınlara verdiği hakların uluslararası alanda tescili olarak kabul edildi.

91 Yıl Sonra Aynı Mesaj

1935’te yükselen “barış ve eşitlik” çağrısı, 2026’da Üsküdar’dan bir kez daha dile getirildi.

Kadınlar bu kez de aynı kararlılıkla konuştu:
“Barış, demokrasi ve Cumhuriyet değerlerinden vazgeçmeyeceğiz.

yilmazparlar@yahoo.com

Peace at Home, Peace in the World  Panel

In Üsküdar: Strong Emphasis on Peace, Democracy and Secularism from Women

From the Spirit of 1935 to 2026: A Significant Gathering by Rizeli Democrat Women

On Saturday, April 18, 2026, the Rizeli Democrat Women Platform (RİDEKAP) hosted a meaningful and impactful panel at Bağlarbaşı Kültür Center.

Women’s Call for Peace Rose Again

Platform President Dilek Karafazlı: “The fundamental values of the Republic cannot be debated.”
The turbulence of the international system was analyzed by Prof. Dr. Emin Gürses
Gülsün Bilgehan, granddaughter of İsmet İnönü, emphasized “balanced policy”
Retired judge Nazan Güçkan delivered the message: “Women’s voices will grow stronger”

The program, which began with a moment of silence and the National Anthem, revived the spirit of national struggle among participants and speakers.

A Strong Opening from Women

“Republican Values Cannot Be Questioned”

RİDEKAP President Dilek Karafazlı emphasized both historical legacy and current developments in her opening remarks:

The Republic, secular education, and the rule of law are our shared achievements.

We stand against violence and divisive language.”

Our struggle for gender equality and peace will continue.

Karafazlı also highlighted the importance of broad participation from different political parties and civil society organizations, stating that such unity is vital for social peace.

Women’s Message of Peace from Past to Present

The 1935 Emphasis, A Historic Congress Remembered

The choice of April 18 as the panel date was particularly meaningful, marking the anniversary of the 12th International Women’s Union Congress.

Karafazlı noted that the congress, held between April 18–24, 1935 at Yıldız Palace under the patronage of Mustafa Kemal Atatürk, was commemorated during the event.

“Women did not only defend equality then, but also world peace. Today, we stand at the same point,” she said.

She summarized the importance of the congress as follows:
“Violence, hate speech, and divisive language serve no purpose. Opening the fundamental values of our Republic—secular education and the rule of law—to debate through such incidents is unacceptable, and we condemn it. These are our shared national achievements. Our stance is clear: in line with Atatürk’s principles and reforms, we will continue to stand for peace, gender equality, the rule of law, and a secular Republic of Türkiye.”

Beyond a Panel, A Collective Stand

The panel, organized under the theme “Peace at Home, Peace in the World,” went beyond a typical civil society event and turned into a collective stance for peace, equality, and the rule of law. Politics, history, and international developments were discussed from a women’s perspective.

Moderated by Nazan Güçkan, the panel featured speakers Emin Gürses and Gülsün Bilgehan.

Nazan Güçkan stated, “When women’s voices truly rise, the world will become a much better place, where justice and brotherhood prevail.”

Emin Gürses:

“The World Is Entering a New Phase of Power Struggle”

Prof. Dr. Emin Gürses highlighted fractures in the global system:

The post–Cold War order is dissolving

A new global power-sharing phase is emerging

Competition among the United States, China, and Europe is intensifying

According to Gürses, this is a “25–30 year restructuring period,” and global conflicts are a result of this struggle.

He also made a critical distinction regarding Türkiye’s foreign policy:
“Türkiye is not pursuing a balance of power policy, but a balanced policy. This is a legacy of İsmet İnönü.”

Gülsün Bilgehan:

“War Heroes Were Also Architects of Peace”

Gülsün Bilgehan offered a historical perspective, emphasizing that the founders of the Republic, Mustafa Kemal Atatürk and İsmet İnönü, were not only war heroes but also leaders of peace.

She, Recalled Atatürk’s words: “War is a crime

Described Türkiye’s neutrality in World War II as a historic success

Explained İnönü’s “balanced diplomacy” under difficult conditions

She also shared a striking anecdote:
“When a child said, ‘You left me without bread,’ İnönü replied: ‘But I did not leave you without a father.’”

Women’s Rights and Political Representation

Bilgehan pointed out that Türkiye once ranked among the top countries in women’s political representation:

18 women MPs in Parliament in 1935

Ranked 2nd globally at the time

She noted the decline in recent years and stressed the need for greater female participation in politics.

Message of the Panel

“Peace, Democracy and Unity”

Main takeaways from the panel:

The need for peace is increasing amid global crises

Türkiye must act in unity

Republican values must be protected

Women’s role in society must be strengthened

History Was Made in Istanbul in 1935”

Women Called for World Peace**

The congress held at Yıldız Palace between April 18–24, 1935 became a turning point in women’s rights history:

Over 350 women from more than 40 countries participated

Represented more than 200 million women

Discussed women’s rights, equality, and world peace

Held under the patronage of Mustafa Kemal Atatürk

This congress marked international recognition of Türkiye’s advancements in women’s rights.

Same Message After 91 Years

The call for “peace and equality” that rose in 1935 was echoed once again in Üsküdar in 2026.

Women declared with the same determination:
“We will not give up on peace, democracy, and the values of the Republic.”

yilmazparlar@yahoo.com